• Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
  • Karzai: ABD bizi kandırdı
    Karzai: ABD bizi kandırdı
Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
Yıl 1986, Suriye’de Hama katliamı sonrası Suriye rejiminin estirdiği kasırga devam ediyor. Hatay’ın Bohşin Köyü’nden, Mehmet Albayrak ve Mustafa Albayrak isimli iki genç Suriye’ye gitmek için hazırlıklarını tamamlarlar ve yola çıkma zamanı gelir. Mustafa Albayrak bekar, Mehmet Albayrak evlidir....
7 Nisan 2016 11:26 Gösterim : 857

Yıl 1986, Suriye’de Hama katliamı sonrası Suriye rejiminin estirdiği kasırga devam ediyor.

Hatay’ın Bohşin Köyü’nden, Mehmet Albayrak ve Mustafa Albayrak isimli iki genç Suriye’ye gitmek için hazırlıklarını tamamlarlar ve yola çıkma zamanı gelir.

Mustafa Albayrak bekar, Mehmet Albayrak evlidir. Mehmet ayrılırken küçük kızının yanaklarından son bir öpücük alıyor, bir sonraki öpücüğünün çok uzun yıllar sonra olacağını bilmeden. Onları bekleyen uzun zindan hayatından habersiz yola çıkıyorlar.

Hafız Esad rejimi, karşılaştığı en ufak bir itirazı toplu cezalandırma ile bastırmayı şiar edinmiştir. Hama halkı toplu kıyımı uğratılmıştı. 40bin kişinin öldürüldüğü bu katliamın ardından onbinlerce kişi infaz edildi, onbinlercesi de hapislere atıldı. Bu ortamda Mehmet ve Mustafa’nın dramı da başlamak üzereydi.

Hama’ya varırlar. Bir öğrenci yurduna yerleşirler. Bir gece öğrenci yurdundaki tüm öğrencilerle birlikte tutuklanırlar.

İstihbarat şubelerindeki ağır işkence ve uzun sorgulamalar sonrasında, Albayraklar Tedmur Hapishanesi’ne ardından da Sednaya Hapishanesi’ne gönderilirler. Artık Albayraklar için zorlu ve sıkıntılı 23 senelik hapis hayatı başlamıştır.

Suriye Devleti, alışkanlığı üzere, Albayraklar’ın durumu hakkında ailelerine herhangi bir bilgi vermez. Yakınlarının tüm başvuruları geri çevrilir. Aileleri yıllarca yollarını gözler. Belirsizliğin, bilinmezliğin verdiği acı ile geçen 23 sene.

Yıl 2008, dile kolay, yirmi küsür senedir zindandadır Albayraklar. 8 senedir bu hapishanede bulunan Süleyman isimli bir Suriye vatandaşı serbest bırakılır ve Albayraklar için kurtuluş süreci başlar. Süleyman, Türkiye’de yaşayan yeğeni Muhammed’in annesine durumu anlatır. Muhammed’in annesi Türkiye’ye gelir ve durumu Muhammed’e aktarır. İki Türk vatandaşının 23 senedir zindanda olduğunu, ailelerinin bunların öldüğünü zannetiğini ve Hatay’lı olduklarını söyler. Gelen tüm bilgi bu kadardır.

Muhammed, Hatay’daki Albayrak soyisimli 230 telefon abonesinin numarasını tespit eder ve sıra ile aramaya başlar. 80’lerin başlarında Mehmet Albayrak ve Mustafa Albayrak isimli, Suriye’de kalan ve haber alınamayan yakınları olup olmadığını sorar. Uzun aramalar sonunda bir kişi, “evet bu olayı hatırlıyorum, onlar Bohşin köyündendi” der. Adres belli olmuştur artık. Muhammed Bohşin köyünün muhtarını arar ve durumu anlatır. Muhtar şaşkın ve tedirgindir. Çünkü muhtar Mustafa Albayrak’ın ağabeyidir. Muhtar “bak oğlum” der, “23 sene önce aileler yıkıldılar, perişan oldular. Şimdi umutlandırıp tekrar böyle bir yara açma.”. Muhammed durumu etraflıca izah eder ve aileleri Ankara’ya davet eder. Ailelerin, hüzün, sevinç ve ümit içerisinde bekleyişleri başlar.

Muhammed ve Albayrakların kardeşleri birlikte bir milletvekilinin yanına giderler. Durum izah edilir. Milletvekili heyecanlı, “hemen Şam büyükelçisini arayalım, çıkaralım bunları” der. Baas rejiminin tıynetini iyi bilen Muhammed “Hayır” der “siz Şam büyükelçisini aradığınız gün bunlar idam edilirler, yıllarca bu insanların varlığını inkar eden bu rejim, onları o gün yok eder”. Muhammed bu işin Cumhurbaşkanları seviyesinde ve bir çay sohbeti sırasında ele alınması gerektiğini söyler.

Milletvekili aracılığı ile Cumhurbaşkanlığı köşkünden randevu alınır. Sonradan MIT Müsteşarı olan, Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Hakan Fidan’a durum iletilir ve ardından Abdullah Gül’e durum izah edilir. Abdullah Gül bir Şam seyahati düzenler ve Muhammed’in dediği gibi, bir çay sohbetinde durum Beşar Esad’a iletilir. Beşar Esad, Sednaya hapishanesindeki Albayrakların durumu hakkında bilgi ister. Gelen bilgi sevindiricidir, hapishanede Albayraklar ve onların haricinde iki Türk daha bulunmaktadır. Esad bunların serbest bırakılması için talimat verir.

2009 yılının Mayıs ayıdır. 23 senelik esaret ve zulüm bitmektedir artık. Albayraklar Türkiye’nin Şam Büyükelçiliğine teslim edilirler. Büyükelçi o gün onları göndermek istemez ve elçilikte misafir eder. Elçilikte yemek, giysi ve temizlik ihtiyaçları giderilir. 23 senedir ilk defa rahat bir banyo yaptıklarını, hapishanede 7-8 kişilik gruplar halinde banyoya sokulduklarını, yaz kış soğuk su ile yıkandıklarını ve banyo çıkışı da coplanarak koğuşlarına döndüklerini söylerler. Elçilikteki istirahatin ardından ertesi gün Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye ulaşırlar.

Mehmet Albayrak’ın tüm yakınları evin önünde beklemektedir. Ailenin önünde genç bir hanım bulunmaktadır. Mehmet onu eşi zanneder, fakat arkadan eşi görününce durumu anlar. Genç hanım yıllar önce küçük bir çocuk iken bıraktığı kızıdır, büyümüş ve annesine benzemiştir.

Mehmet’in eşi tüm baskılara rağmen evlenmemişti. Cesedini görmeden evlenmem der ve beklerdi. Onun bu kararı yeni bir dramı engellemiş oldu. Çünkü Suriye’de on beş, yirmi sene kendisinden haber alınamayan ve eşi evlenen mahpuslar dışarı çıktıklarında yeni bir dram ile karşılaşırlar. Veya kadının yeni eşi de tutuklanıp ilk eş ile aynı koğuşa konulur.

Muhammed, Mehmet ve Mustafa’yı ziyarete gider. Mustafa, Muhammed’i görünce ağlamaya başlar. Sonra hikayesini anlatır.

“Her sene babamı bir defa rüyamda görürdüm ve ‘baba beni evlendirecekmisin mi?’ diye sorardım ve her defasında ‘daha sıran gelmedi’ derdi. Ben de sabah uyanınca anlardım ki bu sene de buradayım. Son sene babamı yine gördüm ve bu sefer ‘bir bakalım oğlum’ dedi. Ve anladım ki ben bu sene çıkacağım. Ve babamın yanında bir kişi daha vardı. O kişi sendin, bu sebepten ağladım”.

Anlattığımız bu olay yaşanmış, gerçek bir olaydır. Suriye halkının 40 senedir bu rejimden neler çektiğini bilmeden, neden ayaklandığını anlayamayız.

Konu hakkında sitelerde yayınlanan haberlerden birkaçı;

 

http://www.haberturk.com/yasam/haber/150308-23-yil-sonra-memleket-kokusu
http://www.iskenderun.org/haberdetails.isk?ID=12035#.Vvw8f-KLTZY


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa