• Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
    Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
  • Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
Sınıf çatışmasından demokrasiye mi, demokrasiden sınıf çatışmasına mı?
Rasim Özdenören, Emre Kongar'ın çok partili düzenin demokrasiyi getirmediğine dair tahlilini...
8 Kasım 2013 08:10 Gösterim : 619

Başlıkta sorduğumuz soru, tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar sorusundaki açmazı anımsatabilir. Niyetimiz bir şaşırtmaca sunma çabası gütmüyor.

Sosyoloji hocamız Prof. Dr. Emre Kongar diyor ki: ‘… Tek Parti yönetiminde reformlar (devrimler) yaparak Cumhuriyeti kurmak başka şey, Çok Partili Düzen’de, olmayan bir çağdaş sınıfsal yapıyı ve bu yapıya dayalı çağdaş bir toplumu, feodalitenin (toprak ağalığının ve dinci köylülüğün) direnişine karşın geliştirmek başka şeydi!’ Bu cümlenin hemen arkasından şu sonuç geliyor: ‘Nitekim, Türkiye’deki Çok Partili Düzen bir türlü gerçek demokrasiye evrilemedi…’ (Cumhuriyet, 29 Ekim 2013 Salı).

Bu cümlelerden anlaşılması gereken murat nedir, ne olabilir?

Yazar özetle şu düşünceyi savlıyor: Çok Partili Düzeni kurduk ama gerçek demokrasiye bir türlü ulaşamadık! Niçin? Çünkü çağdaş sınıfsal yapıyı ve bu yapıya dayalı çağdaş bir toplumu geliştirmeyi başaramadık. Çağdaş toplumu kurmayı niçin başaramadık, çünkü feodalitenin direnişi ile başa çıkılamadı…

Demokrasinin sınıflı toplumların bir ürünü olduğu fikri, söylenmeden de bilinebilecek bir olgudur. Nitekim Batı toplumlarında, onların siyasal ve toplumsal tarihinin gelişmesini sınıf çatışması temelinde açıklamanın bir mantığı vardır.

Fakat sınıf esasına göre işlemeyen genelde Doğu toplumları, özeldeyse İslam toplumu/toplumları sınıflar arası çıkar çatışmasından yoksun kalacaktır! Bu cümlemiz ironik bir çeşni taşıyor, ancak İslam toplumlarının (veya toplumunun) gerçekliği de böyle bir tablo sunuyor.

Sosyolog yazarımız bu gerçekliği görüyor… Görüyor, ama olayı tersinden işletmeye çaba gösteriyor: demokratik düzeni yaşamak istiyor idiysek, sınıflı toplumları kurabilmeliydik, demeye getiriyor… Dananın kuyruğu işte tam da bu noktada kopuyor. İnsan gülümsemekten kendini alamıyor: yahu, arkadaş, demokrasi zaten sınıflı toplumlarda, her sınıfın kendi çıkarını korumak üzere siyasal partiler marifetiyle örgütlenmesinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Demokrasi kurulacak diye sınıflar ihdas edilmiyor!

Yönetim biçimini belirlemek üzere topluma biçim verilmez, fakat toplumun özellikleri dikkate alınarak yönetim biçimi tesis edilir. Değilse, insan, hocanın düştüğü duruma düşer, ters köşeye yatar.

Toplum mühendisliği denen kavram, sanırım, tam da hocamızın bu ‘tahliline’ tekabül ediyor.


Yukarı Geri Ana Sayfa