• Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
    Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
  • Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
Sinema ütopyası ve esrarkeş Türk sanatçıları
Pek çok sudan sebeplerle uğraşan ülkemiz medyası, gerçek manada sinema filmlerinin nasıl propaganda mesajları içerdiği ve sosyal fenomenler için alt yapı çalışmaları olduğuna dair yorumlar ile pek ilgilenmez. Hollywood filmlerinin...
10 Ağustos 2013 12:22 Gösterim : 578

Pek çok sudan sebeplerle uğraşan ülkemiz medyası, gerçek manada sinema filmlerinin nasıl propaganda mesajları içerdiği ve sosyal fenomenler için alt yapı çalışmaları olduğuna dair yorumlar ile pek ilgilenmez. Hollywood filmlerinin Türkiye’de eskisi gibi pek izlenmediği, onun yerine “yeşilçam’ın yeniden dirilişinden” bahsedilir.

Yeşilçam Türk halkının başına gelen en kötü şeylerden biridir, onun dirisi de ölüsü de berbat bir şeydir oysa.

Tüm dünya harıl harıl “yeni dünya düzeni” propagandaları ile çalkalanıyor, Hollywood bu işin “estetik” borazanlığını yapıyor. “Amerikan filmleri eskisi kadar tutmuyor bize ne o zaman, oh ne güzel bizim filmlerimiz beş çeker zaten bizdenler” gibi miyop bir görüş aslında çok zararlı çünkü Hollywood’a alternatif olsun diye üretilen yeni tarz popüler “Türk” filmleri genelde Türk milletinin beynini uyuşturma görevini başarıyla yapıyor.

Tüm dünyada bu aralar Elysium diye bir film konuşuluyor, artık son yıllarda çekilen bütün bilim-kurgu filmlerini “illimunati’nin gizli propagandası” veya new world order, yani yeni dünya düzeni ile ilişkilendiriyorlar. Bu filmlerin temel dertlerinin dünya toplumlarını “yeni dünya düzenine” hazırlamak olduğundan dem vuruyorlar. Bu filmde dünyada fakir milyarlar hayatta kalmaya çalışırken, elit zenginler özel bir “uzay istasyonunda” utopik bir yaşam sürüyorlar.

Bu senaryoların 15-20 yıl içerisinde gerçekleşeceği ve toplumu bu tarz “uçuk” fikirlere alıştırmak gibi sosyal mühendislik projeleri olduğu söyleniyor bu filmlerin. Eylsium filminde utopik mekan bir uzay istasyonu olmuş, belki de hali hazırda faaliyette olan, dünyanın gizli tohum bankası ve dünyanın zenginlerinin sponsorluğunda yapılan sığınağı Norveç’in kasabası “Svalbord”‘un gizli kalması için dikkatler “farz-ı mahal” uzay istasyonlarına çekiliyor.

Onlar filmler üzerinden böyle tartışmalara girerken Türk milleti beyaz perdede kameraya dönüp “nah” işareti yapan esrarkeş sanatçıların filmlerini “aahhaaauuooooggğğğaaööauuaa” diye sesler çıkartarak, gülerek izliyor sonra da “elin gavurunun saçma filmlerinden se böyle “ailecek” “bizden filmler izleyip rahatlıyoruz kardeş” diyorlar birbirlerine.

Hollywood istese Türk milletinin beynini bu kadar uyuşturamazdı

Esrarkeş sanatçı müsvettelerinin Türk milletine verdiği zararı “etrafımızı çevreleyen hiç bir düşman ülke” şimdiye dek veremedi bize.

” aahhaaauuooooggğğğaaööauuaa ” gibi bir nida kalemimize yakışmadı belki ama bu tarz “yeşilçam” filmlere Kültür bakanlığımız hala oluk oluk paralar akıtıyor, farkında mısınız? Kültür bakanlığına yakışıyor mu?

Onlar bu paralar ile daha çok esrar çeksin, gariban halkımız iki satır gülecek diye.

Elalem ise sadece teknik olarak kaliteli film yapmanın ötesinde ciddi sosyal mühendislik yapıyor, önemli, azımsanmayacak bir kitle de bu tarz filmlerin “subliminal” mesajlarını deşifre etmeye çalışıyor.

Türkiye’deki Türk(!) sanatçı müsvetteleri kameraya bakıp nah yapıp esrar çekmeye devam ediyor.

Türk milleti onlara güldüğü sürece de yapmaya devam edecekler.

Türk sinema yazarları da yukarıda zikrettiğimiz Elysium adlı filmi, arka planında ne gibi “sakat” mesajlar verdiğinden çok “elalem yapmış abi gene” türevinden sığ analizlerle Türk halkına takdim edecek, bazı müstesnalar dışında.

Zaten Türk seyircisi “elalemin uçuk kaçık fikirlerinden” ziyade, kameraya nah yapan esrarkeşleri bağrına basmaya devam ediyor, maksat sululuk olsun.

Anadolu insanı bu kriminal soytarıları bağrına basmaya devam ettikçe, bırakın sanatı, sinema başlı başına zaten bir “ütopya” olarak kalmaya devam edecek bu topraklarda.


Yukarı Geri Ana Sayfa