• Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
  • Karzai: ABD bizi kandırdı
    Karzai: ABD bizi kandırdı
Şeriat denilince aklı çıkan insanlar var!
İlkay ÖZER
Yazar : İlkay ÖZER
Hırsızların, katillerin, sapık ve sapkınların korkmadığı ve bu suçların korkusuzca işlendiği bir sisteme değil, bilakis bu tip insanların suç işlemeyi aklından geçirdiğinde bile dizlerini titretecek bir sisteme ihtiyacımız var....
13 Kasım 2014 13:11 Gösterim : 1.420

Evet… İşte tam da bu sebeple İslam’a ve şeriata ihtiyacımız var.

Suçluların korkarak yaşaması gerektiği yerde masumlar korkarak yaşıyorsa eğer, bir şeylerde yanlışlık var demektir.

Hırsızların, katillerin, sapık ve sapkınların korkmadığı ve bu suçların korkusuzca işlendiği bir sisteme değil, bilakis bu tip insanların suç işlemeyi aklından geçirdiğinde bile dizlerini titretecek bir sisteme ihtiyacımız var.

İşin en garip yanı ise bu nizamın bize yaklaşık 1400 sene evvel bildirilmesine rağmen milenyum model insan kafasının hala inatla kendi beşeri sistemleri üzerine kurulu bir yöntem ile bu sorundan kurtulabileceği kanısında olmasıdır.

Hâlbuki ilahi vahyin göz ardı edilmesiyle cinayet, tecavüz, hırsızlık, gasp ve buna benzer olayların önüne geçilemediğine her gün kendi gözlerimizle haber kanallarında şahit oluyoruz.

Şeriat denilince aklı çıkan insanlar var!

Evet, kesinlikle var ve maalesef bu insanlar sadece suç işlemeyi hayat nizamı haline getirmiş insanlar değil.

Müslüman olduklarını iddia ettikleri halde şeriat denilince gözleri öbek öbek açılan insanlarda var çevremizde ne yazık ki!

Hadi, suç işlemeyi hayat nizamı haline getirmiş insanların şeriat istememesini anlarım, İslam düşmanlarının şeriat istememesini de anlarım, peki ya suç işlemeden yaşayan ve Müslüman olduklarını iddia etmelerine rağmen şeriatı istemeyenlere ne demeli?

‘Şeriat’ kelimesini her duyduğunda rahatsız olan insanlar umarım bir gün Şeriat’ın aslında Allah’ın insanlar için belirlemiş olduğu hayat nizamının adı olduğunu anlayabilir ve bu nizamın O’nun hükümlerinden, emir ve yasaklarından oluştuğunu kavrayabilirler. Böylelikle ‘Şeriat’ kelimesini ağızlarına aldıklarında daha dikkatli cümleler kurmaya özen gösterirler.

Zira ‘Şeriat’ kelimesini duyduğunda suratını ekşiten tiplerden tutun da kendi kafasına göre şeriatı anlamlandırmaya çalışan hatta şeriatı gericilik ve yobazlık olarak gören ahmaklarla dolu bu ülke.

Allah’a inandığını ve O’ndan gelen her şeyi kabul ettiğini söylediği halde, O’nun gönderdiği ve emrettiği bir sisteme gericilik ve yobazlık diyebilmek ahmaklığın daniskası değil de nedir sizce?

Aslında bu tip insanların asıl derdi, İslam’ın kendi sosyal hayatlarına müdahale ediyor olmasıdır.

Dünyayı bir imtihan yeri olarak görmeyip, istek ve arzuları peşinden koşan insanlar elbette ki yalnızca camilere ve mescitlere hapsedilmiş dini isteyecektir.

Bu tip insanların şeriat istememesi, işlerine gelmediğinden dolayı olabilir mi?

Kur’an’ın bize verdiği bilgiye göre Mekkeli müşrikler de (Ebu Lehebler ve Ebu Cehiller) Allah’ın varlığını kabul eder fakat O’nun emirlerini, yasaklarını, nizamını ve şeriatını kabul etmezlerdi.

Birkaç ayetle konuyu örneklendirelim;

‘Andolsun onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı sizin yararınıza kim boyun eğdirdi?” diye sorsan, “Allah’tır” derler. O halde ne diye O’na kulluktan dönüp, uydurma şeylere kapılıyorlar.’ (ANKEBÛT-61)

‘Andolsun ki, onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan: “Onları mutlak güç sahibi, her şeyi bilen Allah yarattı” derler.’ (ZUHRÛF-9)

‘Şayet onlara gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye soracak olsan, elbette Allah diyecekler, De ki; Hamd Allah’adır, ama onların pek çoğu yine de gerçekleri bilmezler. (LOKMÂN-25)

Ayetlerde de gördüğünüz gibi müşriklerin Allah’ın yaratıcılığıyla alakalı hiç bir sıkıntıları yok.

Asıl sıkıntıları davet edildikleri ve uymaları emredilen şey.

Bu sebeple, Allah’a inandıklarını söyledikleri halde ‘şeriat gericiliktir, yobazlıktır’ diyen insanların milenyum döneminin ‘Ebu Lehebleri ve Ebu Cehilleri’ olduğunu bilin.

Çünkü bu çağrı tarih boyu her zaman müşriklere ağır gelmiştir.

“Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye dinden Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini sizin için de bir şeriat kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. (ŞÛRÂ-13)

Bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, Şeriat ’tan bahsedildiği zaman öyle akıl almaz cümleler kuruyorlar ki, inanın hayretler içerisinde kalıyorum. Garip olan şey ise bu insanların bir kısmının 5 vakit namaz kılan kişiler olması. Hem namazda Subhan olan Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan tenzih et, hem de milenyum çağında 1400 sene evvel bildirilen emirlerin uygulanamayacağını iddia et. Sanırım namazdan gafil olmak böyle bir şey olsa gerek.

Allah’a inanmak ama O’nun bizi bizden daha iyi bildiğine inanamamak!

Toplum olarak en büyük sıkıntımız budur işte.

İman konusu…

Allah’a ne kadar inanıyor ve O’na ne kadar güveniyoruz? Muhakkak ki, ‘Ben Müslümanım’ diyen herkesin kendisine sorması gereken sorulardan biridir bu soru.

Başımız her dara düştüğünde, bir sıkıntı ile karşılaştığımızda ya da gücümüzün yetemeyeceğini düşündüğümüz bir olay meydana geldiğinde şüphesiz biz de her Müslüman gibi Alemlerin Rabbi olan yüce Allah’tan yardım isteriz. Yalnız O’na güvenir ve yalnız O’ndan yardım bekleriz.

Zira Rabbimiz Bakara suresi 186. ayette dua edenin duasına icabet edeceğini bildiriyor:

‘Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.’ (BAKARA-186)

Ayette ki son cümleye lütfen dikkat edelim,

‘O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.’

Şüphesiz hepimiz kâinatın ve bu muazzam düzenin yaratıcısı olan Allah’a inanıyor ve O’nun gönderdiği elçiler ile bildirdiklerine iman ediyoruz.

İman ediyoruz etmesine de, doğru yolu bu bildirilenlerle bulabileceğimize ne kadar inanıyoruz?

Allah’ın insanı Ahsen-i takvim üzere yani en güzel şekilde yarattığına inanıyoruz da, yarattığı insanın nasıl yaşaması, yaşatması, yönetmesi, yönetilmesi gerektiğini bizden daha iyi bileceğini niye düşünemiyoruz?

Zira ‘ Yaratan bilmez mi?’, bunu neden idrak edemiyoruz?

Sahi biz değil miyiz her namaza başladığımızda O’nu yücelten ve O’nu her türlü eksikliklerden tenzih eden.

Her rükû ve secdeye varışımızda dilimiz ile yüce Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederken, O’nun gönderdiği nizamda değil de beşeri nizamlarda çözüm aramamız hangi samimiyetsizliğin göstergesidir.

Kim nasıl yaşaması gerektiğini kendisini yaratandan daha iyi bilebileceğini iddia edebilir ki?

Tabi ki, Allah’ı hakkıyla tanıyıp bilemeyenler.

‘Onlar, Allah’ı gerektiği gibi takdir edemediler. Oysa bütün yeryüzü kıyamet gününde O’nun tasarrufunda olacak, gökler de O’nun kudretiyle katlanmış olacaktır. O, Sübhan’dır, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir. (ZÜMER-67 )

Müslüman olduğunu söylediği halde beşeri nizamlara aldanan ve şeriatın günümüzde uygulanamayacağını iddia eden, bu sebeple vahye alternatif hükümlerin geçerliliğini savunan kişi bilmelidir ki; Allah insanların nasıl yönetilmesi gerektiğini ve hangi yol ile doğruya ulaşabileceklerini 1400 sene evvel de en iyi bilendi, 2000’li yıllarda da herkesten ve her şeyden daha iyi bilendir.

Sizce Allah (haşa) 1400 sene önce indirdikleri ile 2000’li yılları hesap edememiş olabilir mi?

Müslüman olduğunu iddia ettiği halde, Allah’tan başka ilah olmadığını kabul edemeyen, O’nun yasalarının 2000’li yıllarda geçerli olamayacağını düşünen, O’nun bu yıllarda nasıl yönetilmemiz gerektiğini ve hangi yolu izleyerek doğruyu bulabileceğimizi bilemediğini iddia eden kişi, (haşa) O’nda kusur bulup O’na acziyet yüklüyor demektir. Bu nedenle bu insan kendisini nasıl tanımlarsa tanımlasın aslında o Kur’an’ın bize bildirdiğine göre Müslüman değildir.

Bu sebeple insan, şeriatı inkâr etmekle veya istememekle aslında kime ve neye kafa tuttuğunu iyi bilmelidir.

Vesselam.


Yukarı Geri Ana Sayfa