• Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
  • Karzai: ABD bizi kandırdı
    Karzai: ABD bizi kandırdı
Ortadoğu’da Neler Oluyor?
Ortadoğu’da Neler Oluyor?
2011'de başlayan Arap Baharı ayaklanmaları sonrasında Orta-doğu ülkelerinde yaşanan süreç ve gelinen son durumu Al Jazeera Türk mercek altına aldı....
12 Şubat 2015 14:11 Gösterim : 969

SURİYE

Suriye’de Baas yönetimine karşı 15 Mart 2011’de başlayan barışçı gösteriler, rejimin silahlı müdahalesinin ardından kısa sürede ülke çapında iç savaşa dönüştü. Dört yılın sonunda Beşşar Esed rejimi İran, Hizbullah ve Rusya’nın destekleriyle hâlâ ayakta ancak ülkenin yaklaşık yüzde 40’ını kontrol edebiliyor.

Batının desteğini alan Özgür Suriye Ordusu, IŞİD ve Nusret Cephesi gibi grupların ortaya çıkışıyla sahada büyük güç kaybetti. ABD başta olmak üzere Batı ülkeleri, Suriye’de 2013’ten itibaren gücünü gittikçe artıran, Batılı gazetecileri hedef alan ve Irak’ta da ilerleyen IŞİD ile mücadeleye odaklandı. IŞİD ülkenin önemli bir bölümünde kontrolü sağlamış durumda. Örgütün Suriye’deki kalesi Rakka.

Ülkenin kuzeyindeki Afrin, Cezire ve Kobani’de PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin ilan ettiği kanton yönetimleri var. Kobani’ye saldıran IŞİD uzun ve kanlı çatışmalardan sonra koalisyon güçlerinin hava desteğinin yanı sıra peşmerge ve ÖSO yardımıyla kentten çıkarıldı.

El Kaide bağlantılı Nusret Cephesi ve diğer muhalif güçler de kuzeyde Halep ve İdlib kentlerinin bazı bölgelerinde ve güneydeki bazı bölgelerde etkili. Çok bilinmeyenli bir denkleme dönüşen Suriye iç savaşında 200 binden fazla insan hayatını kaybetti. Suriye’den ayrılmak zorunda kalan 3 milyondan fazla sığınmacı büyük oranda Lübnan, Irak, Ürdün ve Türkiye gibi komşu ülkelerde yaşıyor.

IRAK

2003 yılında ABD’nin işgal ettiği Irak’ta Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Sonraki yıllara ise, Şii ve Sünni gruplar arasındaki çatışmalar ile ülkenin kuzeyindeki Kürt yönetimiyle Bağdat arasındaki gerginlik damgasını vurdu.

Irak’ta Haziran 2014’te IŞİD ülkenin en büyük ikinci kenti Musul’u ele geçirdi. Örgüt özellikle Sünni bölgelerde ilerleyişini sürdürerek ‘hilafet’ ilan etti.

Şii Maliki yönetiminin Sünnilere yönelik ayrımcı politikası IŞİD’in ilerleyişini tetikleyen en önemli etkenlerden biriydi. Maliki’nin istifasının ardından kurulan Haydar İbadi hükümeti bir yandan Şiiler ile Sünniler arasında IŞİD’a karşı bir ittifak kurmaya, bir yandan da Kürt yönetimiyle sorunlarını çözmeye çalışıyor.

IŞİD’in Kürt bölgesine doğru saldırmasının ardından ABD öncülüğünde kurulan ve 60 ülkenin desteklediği koalisyon da IŞİD karşıtı mücadeleye destek veriyor.

Koalisyon Eylül ayında Suriye ve Irak’taki IŞİD’in mevzilerini havadan vurmaya ve Irak ordusuna destek vermeye başladı. Kuzeyde peşmerge güçleri IŞİD’e karşı savaşırken batıdaki Anbar eyaleti ve Samarra’nın kuzeyinde de Irak ordusunun IŞİD’le mücadelesi sürüyor. Ancak ülkenin hâlâ önemli bir bölümü IŞİD’in denetiminde.

İran’ın Şiilere verdiği destek, Şii milislerin Sünnilere yönelik baskıları, Kürt yönetiminin Kerkük’ü fiilen ele geçirmesi ülkenin bölünebileceğine ilişkin senaryoları da güçlendiriyor.

Irak’ta hükümetinin son açıkladığı rakamlara göre, 2014 yılındaki ülkedeki şiddet olaylarında 15 binden fazla insan hayatını kaybetti.

YEMEN

Arap ayaklanmalarının devirdiği liderlerden biri de Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’ti. Ülkeyi 33 yıl yöneten Salih, 2011’deki halk ayaklanması sonunda istifa etmek zorunda kaldı. Ancak ülkede istikrar ve güvenlik sorunu çözülemedi.

Ülkenin güneyinde üslenen Arap Yarımadası El Kaide’si ülkenin her tarafında silahlı saldırılar düzenleyebilecek kapasiteye sahip. Mezhep ve aşiret bağlarının etkili olduğu ülkede Salih sonrasında devlet başkanlığına gelen Abdurabu Mansur Hadi de, kapsayıcı bir yönetim kuramadı. Eylül 2014’te başkent Sana’nın İran’ın desteklediği Şii Husiler tarafından ele geçirilmesi ülkedeki kargaşayı derinleştirdi. Hadi ve hükümeti 22 Ocak’ta istifa etti. Geçmişinde de kuzey ve güney olarak ayrılan ülkenin yeniden bölünebileceği kaygısı giderek artıyor.

LÜBNAN

Suriye’deki iç savaş farklı din ve mezhep gruplarının yaşadığı Lübnan’ı da olumsuz etkiledi. Şii Hizbullah’ın Suriye iç savaşına müdahil olması ve Esed rejiminin yanında Suriyeli muhaliflere karşı savaşması ülkedeki Sünnilerin tepkisine neden oldu.

Gerilim Beyrut’taki bombalı saldırılar ve kuzeydeki çatışmalarla Suriye’ye göre çok daha düşük yoğunluklu bir şekilde devam ediyor. IŞİD ve El Kaide bağlantılı Nusret Cephesi, ülkenin Suriye sınırındaki Arsal bölgesinde zaman zaman saldırılar gerçekleştiriyor ve Hizbullah ile çatışıyor.

Ülkede söz konusu gerilimin neden olduğu siyasi istikrarsızlık aylardır yeni bir cumhurbaşkanı seçilmesini engelliyor.

Lübnan aynı zamanda Suriye’deki iç savaştan kaçan yaklaşık 2 milyon mülteciyi ağırlıyor. Bu durum da siyasi istikrarsızlığın yanı sıra ekonomik durumun da daha fazla bozulmasına neden oluyor. Son dönemde Hizbullah ve İsrail arasındaki karşılıklı saldırılar ve gerilim de dikkati çekiyor.

LİBYA

23 Ağustos 2011’de muhaliflerin başkent Trablus’u ele geçirmesi ve Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından ülkede silahlar hiç susmadı. Farklı aşiretlere, çıkar gruplarına ve siyasi görüşlere bağlı çok sayıda silahlı grup arasında çatışmalar başladı. Merkezi hükümet, bu silahlı güçleri etkisizleştiremedi.

7 Temmuz 2012’de yapılan seçimlerin ardından Ulusal Geçiş Konseyi yönetimi Ulusal Genel Kongre’ye devretti. Kongre’nin görevi geçici bir hükümet kurmak ve yeni anayasayı hazırlayarak referanduma sunmaktı. Ancak hükümet kurma çalışmalarından uzun süre sonuç alınamadı. Mısır’daki darbe süreci Libya’da da istikrarsızlığın artmasında etken oldu.

Giderek artan şiddet eylemlerinin ardından Mısır’daki darbe yönetiminin desteklediği emekli tümgeneral Halife Hafter, Kerame (Onur) Savaşı adı altında İslamcı gruplara karşı saldırılarda bulundu. Buna karşılık sahadaki farklı gruplar birleşti ve Fecr-i Libya (Libya Şafağı) adında karşıt bir operasyon başlattı. Siyasi istikrarsızlık sürerken ülkede 25 Haziran 2014’te seçimler düzenlendi. Seçimlerin ardından iki ordu, iki parlamento ve iki hükümet oluştu.

Hafter’i destekleyen Tobruk hükümeti ve Libya Temsilciler Meclisi (LTM) kuruldu. Ancak İslamcı akımın hâkim olduğu Trablus’taki eski parlamento Milli Genel Kongre (MGK), Bingazi yerine Tobruk kentinde göreve başlayan LTM’nin meşruiyeti ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi 5 Kasım’da açıkladığı kararında seçimleri geçersiz saymıştı. LTM Anayasa Mahkemesi’nin kararını baskı altında verdiğini söyleyerek reddetmişti.

Son olarak ülkedeki istikrarsızlığa çözüm bulmak amacıyla Birleşmiş Milletler, Cenevre’de taraflar arasında barış görüşmeleri başlattı. Barış müzakerelerinin tarafların katılımlarıyla Libya’da devam etmesine karar verildi.

MISIR

Mısır 2011-2014 yılları arasında devrim ve darbeyi bir arada yaşadı. 25 Ocak 2011’den itibaren binlerce kişi Hüsnü Mübarek iktidarını protesto etmek için Tahrir Meydanı’nda toplandı. Günlerce süren protestoların sonucunda Hüsnü Mübarek istifa etti. Ardından ülkede ilk demokratik seçimler 28 Kasım 2011 ile 11 Ocak 2012 arasında yapıldı.

İktidara gelen Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) adayı Muhammed Mursi ülkeyi sadece bir yıl yönetebildi. 3 Temmuz 2013’te ülkede asker darbe yaptı ve anayasa askıya alındı.

Abdulfettah Sisi liderliğindeki darbe yönetimine Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri destek veriyor. ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler de darbe sürecine sessiz kalmayı tercih etti. Darbe sonrasında İhvan, ülkede ‘terör örgütü’ ilan edildi. Binden fazla üyesi idam cezasına çarptırıldı.

Devrik lider Mübarek yargılandığı farklı davalarda ‘suçsuz’ bulundu, oğulları serbest bırakıldı. Darbe karşıtı gösteriler güvenlik güçleri tarafından sık sık şiddetle bastırılıyor. IŞİD bağlantılı gruplar ise özellikle Sina bölgesinde peş peşe silahlı ve bombalı saldırılar düzenliyor.

TUNUS

Arap Baharı’nın fitilinin ilk ateşlendiği ülke olan Tunus, diğer Arap ülkelerinden farklı olarak uzlaşmanın öne çıktığı bir yol izliyor. 2011’de Zeynel Abidin Bin Ali’nin devrilmesinin ardından Tunus’taki siyasi ve ekonomik istikrarsızlığı sonlandırmak için arayış devam ediyor.

23 Ekim 2011’de yapılan seçimleri Müslüman Kardeşler çizgisine yakın Nahda Partisi kazandı. Raşid Gannuşi liderliğindeki parti, ülkedeki farklı siyasi grupları da kapsayan bir yönetim kurmaya çalıştı. 2013 yılına Muhammed İbrahimi, Şükrü Belayd gibi öne çıkan siyasi liderlere düzenlenen suikastlar ve Nahda aleyhinde gerçekleşen gösterilerle geçici hükümetin görevi bırakması damgasını vurdu. Aralık 2013’te ise Mehdi Cuma liderliğinde bir teknokrat hükümet kuruldu.

2014’ün başından itibaren büyük bir hızla uzlaşma sürecine girildi, yeni anayasa kabul edildi, olağanüstü hal kaldırıldı. 2014 Ekim’inde yapılan seçimi laik Nida Tunus Partisi kazandı. Aralık 2014’deki cumhurbaşkanlığı seçimini de Nida Tunus adayı Beci Kaid Sibsi kazandı. Sibsi seçildikten sonra Habib Sid’i hükümet kurmakla görevlendirdi.

Uzun pazarlıklar sonunda yeni hükümet 5 Şubat 2015’te kuruldu. 5 parti ve bağımsız teknokratlardan oluşan hükümette bakanların çoğunluğu Nida Tunus Partisi’nin elinde.

 

ALJAZEERA TÜRK


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa