• Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
  • Karzai: ABD bizi kandırdı
    Karzai: ABD bizi kandırdı
Mısır’ın Hatırına Suriye Ya Rab…
Hayati SEDEF
Yazar : Hayati SEDEF
“Kardeş kardeşi öldürüyor” felsefesine sarılıp, zulüm ve tuğyana tepki vermeyen ve gereken tavrı koymayanların çizdiği yol, aklıselimlerin yolu...
28 Nisan 2014 10:21 Gösterim : 1.060

Yeryüzünde Müslüman coğrafyasında oluk oluk kan akması, hiç şüphesiz İslam ümmeti için üzüntü, keder, elem verici bir vaziyet olduğu kadar trajik bir durumdur.

İslam ümmetinin tarih içinde yaşamış olduğu süreçlerde, hiçbir an böyle bölük, pörçük ve hezimet dolu bir zamanı olmamıştı.

Başta Suriye, Arakan, Doğu Türkistan, Irak, Çeçenistan, Patani, Afganistan, Mısır ve hiç şüphesiz Filistin.

Yukarıda saydığım ülkeler, işgal edilmiş, hatta istila altına girmiş Müslüman topraklarıdır. Bu ülkelerde baskı, zulüm, şiddet, toplu katliamlardan tutunda, tecavüz hırsızlığa kadar her çeşit zülüm rahatlıkla zalimler tarafından işlenmektedir.

Geri kalan Müslüman ülkelerde ise, batı sömürgeciliği, emperyalist yönetimler ve Müslümanların asimile edildiği yerlerdir.

Yani anlayacağımız, Müslüman ülkelerde ya zulüm, ya da baskı ve sömürü vardır.

İslam ümmeti bu duruma neden düştüğü hakkında geniş malumat sarf etmeyeceğim, malumdur ki, başta Kuran-Sünnetten uzaklaşma, politik-siyasi çıkarlar, birlik ve beraberliğin sağlanmamış, hiç şüphesiz idarecilerin ehil kimselerden olmaması.

Yüce Allah ayeti kerimede;

Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfâl Suresi, 46) buyurur.

Allah Resulu (s.av) hadisi şerifinde

“Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız. Birbirinizle dostluğunuzu kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”
(Müslim İhya’uUlum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.407)

Ümmet olmayı aklına getirmeyen Müslüman toplumlar, maalesef ki, acılara duçar olmuştur. Yaşanılan şu asırda, Müslüman bireyler olarak bizler, akıtılan kanın hiç bir zaman politik ve menfaat unsuru olmayacağını kavrayamadık.Akan kanın her şeyden üstün olduğu bilincine varamadığımız gibi, kendi kurgularımızla büyüttüğümüz sanal erdemleri ön plana atmaktan geri kalmıyoruz.

Konunun asıl önemine gelecek olursak, İslam toplumunun acıları birdir, acıların rengi dili, şekli ve nihai duruşları olamaz.

İslam davasının ne kadar evrenselliği varsa, şüphe yok ki, İslam ümmetinin sorunları ve dertleri de bir o kadar evrenseldir.

Yani bir bölgede yaşanan acının diğer bölgeden his edilmeme lüksü ve şansı yoktur. Acılar ortaktır, hüzünler birdir, çekilen ıstırapların ana zemini aynıdır, bunu anlamayan, daha doğrusu anlamak istemeyenler, her zaman ümmetin hem vahdetine hem de sükûnetine hançer vurmaktan geri kalmayacaktır.

Şimdi varılan sonuca baktığımızda; karşımızda oluşan tablo oldukça vahim bir durum arz ediyor. Zalimlerin mazlumlar üzerindeki tasallutu hiç şüphesiz, Müslüman bireylerin duyarsızlığının bir tezahürdür.

Yüce Allah ayeti kerimede;

“Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?” (Saffat 25)

Allah Resulü (s.a.v) hadisi şerifinde

Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.(Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)

Müslümanların acılarını bölgesel görüp, sorunlarını görmezden gelmek, hakikatten şaşılacak bir durumdur.

Nitekim Kuran, Sünnet ve içtihadın bunu tasvip etmediği, İslam tarihi sürecinde bu duruma hiç düşmediği bilinen bir gerçektir.

Bir bölgeye ağlarken, tepki verilirken, gösteri ve protestolar düzenlenirken, bir diğer acıyı görmezden gelmek, hele buna da çeşitli yakıştırmalar yapıp ve üzerinden atmaya çalışmak İslam şiarının vasfı değildir.

“Kardeş kardeşi öldürüyor” felsefesine sarılıp, zulüm ve tuğyana tepki vermeyen ve gereken tavrı koymayanların çizdiği yol, aklıselimlerin yolu değildi.

Bu durum şuna benzer, Sıffın savaşında iki tarafta Müslüman idi, hatta iki tarafta da Bedir ashabından sahabeler bulunmaktaydı, ama haklı olan tarafın Hz. Ali (R.A)’ın olduğu tüm ümmet tarafından ittifak edilmişti. Muaviye ve taraftarının yanlış olduğunu tüm ulema hem fikir olmuştur. Şimdi Sıffın savaşında biz diyebilir miyiz ki “Kardeş kardeşi öldürüyor” burada fikir belirtmek yanlıştır, saf belirtmek tehlikelidir.

Dikkat edilirse iki taraftan da ayrılan ve iki taraftanda kopan, “Hariciler” topluluğu olmuştur.

Batı önce kendi sömürge sistemini oluşturdu, beyinlerden başladı ve tüm erdemliklerimizi, kendi doğru bildikleri ile değiştirdi.

Kuran, sünneti kardeşlik, vahdet, merhamet, şefkat, sevgi, adalet ve cihat mefhumuzu bizden çaldı. Yerlerine içeriği boşaltılmış hoşgörü masallarını, diyalog oyunlarını ve kendi istikbal ve kariyer hırsını yerleştirdi. Diğer adıyla kapitalist bir ruh ve neme lazımcılık ruhunu empoze etti.

Bunun için de İslam ümmeti, acıları algılama yeteneğini kaybetti ve kendi kendine başka meşgaleler buldu. Yüreğinde acıları his etme konusunda bir duyarsızlık oluştu.

Bugün Mısır için yanan yüreğimiz Suriye için yanmıyorsa, Arakan vahşeti karşısındaki acılara gark olduğumuz halimiz, Filistin içinde öyle olmuyorsa, Mısır için ağlayan gözlerimiz Patani için ağlamıyorsa bu ümmet bilincini kaybettiğimiz içindir.

Yazımın başlığını tekrar dile getiriyor ve duamı kılıyorum

Mısır’ın Hatırına Suriye Yarab, Mısır’daki kardeşlerimizi duyan kardeşlerimizin Suriye’yi de duymasını sağla. Amin…


Yukarı Geri Ana Sayfa