Norveçli Doktor Mads Gilbert, Gazzelilerin ona adlandırdığı ismiyle ‘Kahraman Doktor’, İsrail’in bu yaz 51 gün süren ve 2000’den fazla Filistinlinin ölümüne sebep olan saldırıları sırasında yüzlerce Gazzeli yaralıyı tedavi etti.

Şifa Hastanesi’nde haftalar boyunca gönüllü olarak çalışan, ona göre ‘gerçek kahramanlar’ olan Filistinli doktorlarla birlikte çalışan Mads Gilbert’in Gazze’ye girişi geçtiğimiz hafta İsrail tarafından yasaklandı.

İsrail yönetimi gerekçe olarak ‘güvenlik endişesini’ gösterdi. Meslek hayatının büyük çoğunluğunu Gazze başta olmak üzere çatışma bölgelerinde insanlara yardım etmekle geçiren Mads Gilbert, İsrail’in getirdiği yasak ve Gazze’de yaşananlarla ilgili telefonda Al Jazeera Türk’e konuştu.

İsrail hükümeti sizin Gazze’ye girişinizi neden yasakladı? Sizin buna yanıtınız ne oldu?

Öncelikle bu soruyu İsrail hükümetine sormanız gerekecek. Onlar bu yasağı koydu ve açıklamasını onlar yapabilir. Yalnız Norveç Dışişleri Bakanlığı ve Norveç’in  Tel Aviv Konsolosluğu’nun olayla ilgili İsrail’den açıklama talebine yanıtı ‘güvenlik gerekçesi’ oldu. Onların bize sundukları tek açıklama buydu. Norveç Hükümeti bu güvenlik nedenlerinin mahiyeti ile ilgili bir açıklama istedi ama bize aynı cevapla döndüler. Aynı Franz Kafka’nın romanlarında olduğu gibi hiçbir cevap bulamadık. Benim bu olayı nasıl karşıladığım ile ilgili ise; “Bu olay Dr. Gilbert ile alakalı değil aslında bu Gazze ablukasıyla ilgili. İsrail, Filistinlililerin uluslararası topluma ve bu zor günlerinde ihtiyaç duydukları desteğe ulaşma hakkını reddediyor. Bu da çok ciddi bir meseledir.  Bugün ben peki yarın kim olacak? Ben Gazze’ye girilmekten men edilen ilk kişi değilim. Başka doktorlar, gazeteciler ve sanatçılar da var.

İsrail, BM’nin son Gazze savaşı ile ilgili görevlendirdiği insan hakları soruşturma heyetini bile reddetti. Bu sadece İsrail’in uyguladığı Gazze ablukasının bir diğer yüzü. İsrail, Gazze halkını sadece aç ve susuz bırakmakla yetinmiyor, onları uluslararası camiadan uzmanlar, doktorlar tarafından ziyaret edilme hakkından da mahrum bırakıyor. Bence bu tüm dünyaya İsrail işgaliyle ilgili gerçeğini göstermiş oluyor. İsrail Filistinlilerin hayatını dayanılmaz bir hale sokmak istiyor. İsrail için gerçek güvenlik tehdidi,  Gilbert değil gerçeklerin ortaya çıkmasıdır. Gazze’nin içindeki çocukların, kadınların, hastanelerin, ambulansların gerçeğiyle ilgili rakamlar ve resimler  dünyaya rapor edildiğinde, ablukanın insanların hayatını nasıl etkilediği, bombardımanın nasıl kötü olduğu anlatıldığında, bu İsrail için bir tehdit oluşturuyor.

Bu durumun tek çaresi, ablukanın kaldırılması için bombardımanı durdurmak için ve Filistinlilerin uluslararası camiasına dâhil edilmesi için siyasi çözüm üretmek.

Uluslararası camianın, özellikle Batı’nın Filistin meselesine yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? İsrail’e yönelik kınamaların bile az olmasını neye bağlıyorsunuz? Dünya bu konuda ne yapmalı?

Öncelikle Norveç hükümeti bu konuda çok net bir tavır koydu. İsrail yetkilerine tekrar tekrar benim Gazze’ye giremeyişimin kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Bu çok iyi bir tavırdı. Norveç Dışişleri Bakanlığı da aynı şekilde İsrailli yetkililerle iletişime geçti ve  bu kararı kabul etmediklerini ve kararın geri alınması gerektiğini ifade etti.

Konuyla ilgili de birçok uluslararası tepki de oluştu, bunun da iyi bir işaret olduğunu düşünüyorum. Bence rüzgâr yön değiştiriyor. İsveç hükümeti Filistin devletini tanımaya yönelik bir düzenlemeyi kabul etti. Bugün sağcı eski bir Norveç Başbakanı olan Kare Willoch, Norveç hükümetine Filistin devletini tanıması için çağrı yaptı.

Yahudi kolonilerinde, bazıları yerleşim diyor ama ben koloni diyorum, üretilen ürünlerin boykot edilmesi ve ona yaptırım uygulanmasına yönelik adımlar genişliyor.

ABD’de halkın Filistin davasına desteği her geçen gün artıyor.

Avrupa Birliği’nin, İsrail işgali altındaki Filistin topraklarındaki koloni bölgelerinde üretilen ürünlere boykot politikası daha çok netlik kazanıyor. Bence  tablo gayet olumlu. İsrail’in Filistin işgali dünyaca daha çok baskı altına alınıyor. Fakat İsrail her zamanki gibi görüşme yanlısı tavır koymak yerine sadece vurmakla karşılık veriyor. İsrail dinlemiyor, tartışmıyor sadece vuruyor. Tartışmayı şiddetle karşılıyor. Bu İsrail’in alıştığımız tavrı.

Filistin meselesinde tavrını ortaya çok net bir şekilde koyan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan, Türkiye’nin tıbbi kadroların Gazze’ye girmekten men edilmesini kabul etmediğine yönelik bir açıklama yapmasını talep ediyorum.

Gazze’deki saldırılar sırasında İsrail’in uzuv kesilmesine neden olan, uluslararası hukuka göre yasak olan silahları kullandığına dair iddialar vardı. Siz hastanede böyle bir durumla karşılaştınız mı?

Çok fazla kol ve bacak kesilmesi  vakaları ve şarapnel yaralanmalarına, yanmalarına şahit olduk.  Ancak bu yaralanmalara hangi tip silahlarının neden olduğuyla ilgili detaylara hakim olacak pozisyonda değildik. Gazze halkına karşı kullanılan ve uluslararası hukuka göre yasadışı olan silahlar arasında öncelikle orantısız askeri güç kullanımı geliyor. Ortaya çıkan rakamlar da bu durumu çok net gösteriyor. 2 bin 100’den fazla Gazzeli öldürüldü, sadece 71 İsrailli öldü ve bunlardan sadece 4’ü sivildi. İkinci olarak da yine uluslararası hukuka aykırı olan büyük çapta toplu cezalandırma, elektrik ve enerji kaynaklarındaki kesintiler, gıda ulaşımının kesilmesi, meskun alanların bombalanması gibi durumlar. İşte tüm bunlar İsrail’in kullandığı hukuk dışı silahlardır. Burada asıl mesele hukuksuz işgal ve aşırı, orantısız askeri gücün kullanılmasıdır.

İsrail BM’nin Gazze’ye göndermeye kararlaştırdığı insan hakları soruşturma heyetiyle işbirliği yapmayacağını açıklamıştı. Sizce bunun nedeni nedir?

Sebep şu, gerçeklerden korkuyorlar. Gerçeğin ortaya çıkmasından korkuyorlar. Bana aktivist diyorlar ama ben bir doktorum, Türkiye’de ABD’de ya da İsrail’de tıp okuyan bütün öğrencilere sorun, bizim işimiz sadece tedavi etmek değil aynı zamanda önlemektir. Önlemek, tedaviden çok daha önemlidir. Gazze’de Filistinli doktorlarla beraber yaralıları tedavi ederken şu soruyu sormam gerekiyordu, bunların yaşanmasına nasıl engel olabiliriz? Eğer İsrail Gazze halkını bombalamak yerine siyasi bir çözüme yanaşsaydı, bu yaz Gazze’de her yaralanmanın her ölümün önüne geçilebilirdi. Benim işim de sadece insanları bandajlamak değildir, olan biteni önlemektir. Burada insanların neden olduğu bir durum var. Buna engel olmak insanları bandajlamaktan daha önemlidir. Eğer bunu yapmasaydım ben kötü bir doktor olurdum.

Kaynak: Al Jazeera