• Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
    Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
  • Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
İslamcılığın Yeni Düşünürlere İhtiyacı Var…
İslamcılığın Yeni Düşünürlere İhtiyacı Var…
İslamcılık tartışmalarının ortaya koyduğu temel bir gerçek var ki o da İslamcılığın yeni tip düşünürlere olan ihtiyacının kaçınılmazlığıdır. İslamcılık öyle dileyenin dilediği gibi şekillendirip allayıp pullayıp sunumunu sağlayacağı bir vasat sağlamaz! Klasik anlamı ile zaten İslamcılık artık yeni algıya...
8 Ocak 2013 03:28 Gösterim : 379

İslamcılık tartışmalarının ortaya koyduğu temel bir gerçek var ki o da İslamcılığın yeni tip düşünürlere olan ihtiyacının kaçınılmazlığıdır. İslamcılık öyle dileyenin dilediği gibi şekillendirip allayıp pullayıp sunumunu sağlayacağı bir vasat sağlamaz! Klasik anlamı ile zaten İslamcılık artık yeni algıya cevap veremiyor. Ama bu yeni tip düşünürlerin haiz olması gereken bazı hususiyetler önemli. Çünkü bunlar, sadece bugüne değil tarihe ve geleceğe de önemli bir kayıt düşürecek olan bir söylemi inşa edebilmeliler…

Kasıtlı yorum yapanlar ya da ideolojik yaklaşımı öne alanları bir tarafa bırakırsak eğer İslamcılık meselesinin iki temel hatalı tutumdan uzak durması gerekir. Birincisi; bir boş vermişliğin girdabında liberal algıyı eksene alarak “ne olursa gider” mantığı içinde İslamcılığın içinin boşaltılması. İkincisi ise içe kapanmayı eksene alarak yeni durumu kavramak ve buna yönelik çözüm aramak yerine keskin bir tavırla ahlaki zeminde durma çabasıdır. Her iki tutumun da çözüm yerine yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olacağı aşikârdır.

İslamcılık; en temelde İslam dininden bağımsız ele alınamayacak önemli bir modern algıyı inşa eden olgudur. Sadece siyasal bir karakter olarak algılamak İslamcılığın anlaşılmasını engeller. Zaten siyasal olanı yeniden tanımlayarak onu hayatın bütün alanlarına taşıyan görüş siyaset içinde eski anlama rücu ederek İslamcılığı daraltmıştır. Çünkü eğer bir söylem güçlü bir şekilde gündemleşmezse eski alışkanlıklar rücu ederek onu esir edebilir. İslamcılığın yaşadığı trajedi de bu oldu. İslamcılık ele aldığı her kavramı yeniden temellendirirken güçlü bir söylemi inşa edemediği gibi arka planında da sağlam ve sahih bir düşünceyi taşıyamadığı için bugün yaşadıkları kaçınılmaz oldu.

İslamcılığın yeni tip düşünürü ideolojik angajman yerine anlamı ve anlamayı öne almalıdır. Çünkü ideolojik yaklaşımlar bizi doğrudan ve sahih olandan uzaklaştıran bir özellik taşıyor. O zaman taktik ve stratejik unsurlar devreye girerek bir sapmaya neden olabiliyor. Anlam ve anlama öne alındığında kapalı bir tutumdan açık bir tutuma geçilir. Açık olmak peygamberi bir emir olan hakikatin aranmasıdır. Her koşul ve şartta hakikat arayışında olmak ve gözünü, kulağını hakikate ayarlamak olacaktır ilk şartı bu yeni düşünür tipinin…

Yeni tip düşünürün bir diğer temel özelliği önyargıya dayalı ret ve kabulün dışında bir tutumu içselleştirmesi olmalıdır. Böylece neyin kabul edileceği ve neyin reddedileceğini belirli bir şuur üzerinden yapma imkânı doğacaktır. Her türlü ırkçılığınkati tutumunu dışlayan ve hakikatin yanında yer alan, hakikati hiçbir şeye değiştirmemeye azami dikkat sarf eden, bu yüzden de bazen kendi düşündaşları ile ayrışan bir yönü olmalıdır. Hakikate yönelik ilgisi hep sıcak olmalıdır. Hayatı katmanlara ayırmadığı gibi her katmanı kendi başına bağımsız bir olgu olarak da değerlendirmemelidir. Hayatın farklı katmanları arasındaki korelâsyonu dikkate almalı, hem bütünlüğü hem de katmanın kendi dinamiklerini hesaba katmalıdır. Böylece her şeyi yerli yerince hakkıyla değerlendirmeye tabi tutarak hakikate daha yakın bir konumu elde edebilir.

İslamcılığın yeni tip düşünürünün en önemli vasfı ise bilgi, duygu ve eylemi arasındaki ilgileşimdir. Salt bilgiye dayalı bir yaklaşım ile salt duyguya dayalı bir yaklaşım veya salt eylemsel kararlılığın her biri tek başına yeterli olmayacağı gibi sadece bir ikisini bulundurmak da yeterli olmayacaktır. Şahitlik bütün boyutluluğu ile hesaba katılmalı ve sadece söyleyen değil aynı zamanda eyleyen de olmalıdır. Acıyı derununda hissedecek ve ona göre düşünüp eyleme geçecektir. Ancak o zaman toplumla yeni tip düşünür arasında ciddi bir fikri, kalbi ve ruhi etkileşim olur.

Bir başka mümeyyiz vasfının ise bir yüzleşme ve hesaplaşmayı göze alabilmesidir. Tarihiyle ve yaşananlarla doğru bir hesaplaşma ve yüzleşme içinde olmayan yeni tip düşünür olmaya da liyakat kesbedemez… Bir vicdan olmalı ve bunun bütün sorumluluğunu üstlenmelidir. Önce kendisi tövbe etmeli, sonra da diğerlerini tövbeye davet etmelidir. Önce o değişmelidir ki diğerleri de onu değişim konusunda takip edebilsin! Yoksa bugüne kadarki eleştiriler gibi yeni İslamcılığın söylemi de askıda kalmaya mahkûm olur…

En temelde ahlaki bir isyanın varlığının su yüzüne çıkmasını sağlayacak bir yeni tip düşünüre ihtiyaç vardır. Pür ahlaki yaşam onun güven veren konumunu güçlendireceği gibi istikametinin de sağlam ve muhkem olmasını belirler. Eğer bu özellikleri taşıyan birileri yoksa tez elden böyle birilerinin varlık sahasına çıkması kaçınılmaz olmalıdır. Bu aynı zamanda bir var olma-yok olma savaşıdır…


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa