• Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
  • Karzai: ABD bizi kandırdı
    Karzai: ABD bizi kandırdı
IŞİD’in Mısır stratejisi
IŞİD’in Mısır stratejisi
Sisi’nin Mısır’daki İhvan dahil muhalif hareketleri kontrol altına aldığı, veya halk desteğini artırmak için Mısır’ın milli duygularını okşayacak yeni politik manevraların içine girmeye çalıştığı görülüyor. Libya’daki gelişmeler, ya ikiye bölünmeyi ya da uluslararası müdahale ile yeniden tam bağımlı bir...
23 Şubat 2015 09:49 Gösterim : 918

Sisi’nin Mısır’daki İhvan dahil muhalif hareketleri kontrol altına aldığı, veya halk desteğini artırmak için Mısır’ın milli duygularını okşayacak yeni politik manevraların içine girmeye çalıştığı görülüyor.

Libya’daki gelişmeler, ya ikiye bölünmeyi ya da uluslararası müdahale ile yeniden tam bağımlı bir sömürüye dönüşüme işaret ediyor.

IŞİD Libya’daki eylemi ile burada da batıya hizmet etmeye devam ediyor.

Bu arada;

Libya’ya müdahale etmeye hazırlandığı iddia edilen İtalya, IŞİD’den gelen “500 bin mülteciyi Avrupa’ya salarız” açıklamasından sonra, “Müdahale niyetimiz yok” açıklaması yaptı


 

Abdullah Aydoğan Kalabalık – Kahire

Libya’da geçen Ocak ayı başında IŞİD (‘e biatlı silahlı bir grup) tarafından kaçırılan 21 Mısırlı Hıristiyan infaz edildi. İnfaz haberinin kesinleşmesinin ardından Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, acilen Milli Güvenlik Kurulu’nu topladı. Ardından gece yarısı Mısır devlet televizyonunda halka hitap eden Sisi, “karşılık verme hakkının kendilerinde saklı” olduğunu dile getirdi.

Sabah saatlerinde ise tok bir sesle okunan, Besmele ile başlayıp “Allah Mısır ve yüce halkını korusun” şeklinde biten Silahlı Kuvvetlerin açıklaması medya vasıtası ile halka duyuruldu. Libya’daki bazı IŞİD mevzilerinin vurulduğu belirtilen açıklamada, 25 Ocak Tahrir Devrimi günlerini andıran bir üslup kullanıldı.

Asılında geçen Perşembe günü Vefd Gazetesi 21 Kıpti’nin IŞID tarafından infaz edildiğini, örgütün internet sitesine dayandırdığı bir haberde belirtmişti. Fotoğraf karesi de görüntülerdeki ile aynıydı.

IŞID’ın infazı gerçekleştirmesinin nedeni Kamilya Şehate ve Vefa Kostantin adındaki iki Kıpti kadın. Mısır kamuoyunu son dört – beş yıldır meşgul eden Kamilya ve Vefa’nın Müslüman olduğu, bu nedenle Kıpti kilisesi tarafından alıkonduğu ve hapsedildiği iddia ediliyor.

IŞID Ocak ayı başında, Mısır Kıpti Kilisesi’nden Kamilya ve Vefa’nın serbest bırakılmasını, aksi takdirde 21 Mısırlı Kıpti’nin infaz edileceğini açıkladı. Kilisenin söz konusu iki kadını serbest bırakmamasının ardından infaz gerçekleştirildi.

İnfazın görünen yüzü bu şekilde. Bir de olayın görünmeyen öteki yüzü var. Madalyonun öteki yüzünde ise Mısır, Fransa ve İtalya’nın Libya’ya askeri müdahale senaryosu gözlenmektedir.

Mısır iç politikası bakımından, ilk etapta bu kriz Sisi yönetimini zor durumda bırakmış gibi gözüküyor. Geçen hafta hayatını kaybeden 22 futbol taraftarı konusundaki tepkiler bitmeden, Kıptilerin harekete geçmesi ve Gazeteciler Sendikası önünde toplanıp eylem yapması, Mısır yönetimi adına endişe verici bir gelişmeydi.

Zaten Ihvan ile ciddi sorunları olan Mısır yönetimi, Mursi’nin devrilmesine kayıtsız şartsız destek veren Hıristiyanları karşısına almak istemiyordu. Gerçekleşen infazın ardından Sisi tarafından sergilenen duyarlılık, Hıristiyan toplumunda oluşması muhtemel tepkiyi emerek, bir rahatlama sağladı. İlan edilen hava harekatı ise Müslüman kesimin dahi gururunu okşadı.

Libya’ya askeri müdahalenin sonuçları

Söz konusu infaz, Mısır’ın IŞID karşıtı koalisyona katılmasının zeminini hazırlarken, Libya’ya hava ve karadan askeri müdahalenin önündeki engelleri kaldırdı. Daha önce Cezayir ve Sudan ile temasa geçen Mısır yönetimi olumlu yanıt alamamıştı. Şimdi ise İtalya ve Fransa müdahaleye yeşil ışık yakmıştır.

Libya’ya olası bir askeri müdahale büyük ihtimalle, zaten sallanmakta olan Arap Baharı’nın 17 Şubat Libya Devrimi’nin sonu olur. Fecr el İslam ile iş tutan Trablus hükümeti bertaraf edilip, yerine Tobruk şehrinde konuşlanan General Hafter’in önemli bir aktör olduğu hükümeti getirmeyi hedefleyeceklerdir.

Çünkü Trablus hükümeti Libyalı taraflar arasında BM gözetiminde yapılan uzlaşma görüşmelerinin dahi Avrupa’da yapılmasına karşı çıkmakta ve ayak diremektedir. Trablus hükümeti görüşmelerin vatan topraklarında yapılmasını istemiş ve fiilen ikinci görüşme geçen hafta Tunus-Cezayir sınırındaki Libya’nın Gadamis şehrinde yapılmıştır. Trablus hükümetinin bu milli ve yerli tutumu Batı’yı endişelendirmiş ve belki de onlar adına bu bardağı taşıran son damla olmuştur.

Arap dünyasında Trablus Hükümeti’nin Türkiye ve Katar tarafından desteklenmekte olduğu şeklinde bir algı var. Bu şekilde ekonomi ve siyasette ağırlığını yavaş yavaş hissettiren Türkiye, Libya’dan tamamen çıkarılmak istenmektedir.

Tobruk Hükümeti Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkeleri tarafından desteklenmektedir. Ancak Kral Abdullah’ın ölümünden sonra Mısır ve Suudi Arabistan yönetimleri arasında, Libya konusunda görüş ayrılığı başlamıştır. Bu önemli bir ayrıntı olarak akıllarda tutulmalıdır.

Tobruk Parlamentosu yaklaşık on gün önce “siyasi yasaklılık kanununu” iptal etti. Devrimin gerçekleşmesinin ardından Kaddafi’nin adamlarının tekrar siyaset yapmalarını engellemek için çıkarılmış bir kanundu. Bu şekilde eski rejime yakın isimlerin tekrar Libya’da yönetimi gelmesinin önündeki yasal engel kaldırılmış oldu.

Arap Birliği eski genel sekreteri Amr Musa, Mısır’ın Libya’ya askeri müdahalede bulunabileceğine dair bir cümle kurmuş bu nedenle eleştirilmişti. Kamuoyu oluşturma girişimi olarak algılanan bu açıklama, aslında Mısır yönetiminin Libya konusundaki niyetini ortaya koyması bakımından önemliydi.

Mısır – Libya ilişkilerinde zamanında önemli roller oynayan Kaddafi’nin amcaoğlu Kaddaf ed Dem, 18 Ocak’ta Mısır’ın ünlü televizyon sunucularından Vail el İbraşi’nin Dream Televizyonu’ndaki “el aşira mesaen” adlı programına konuk oldu.

Programda Dem’in IŞID’ı destekleyen sözleri İbraşi’yi şaşırtmıştı. Kaddaf ed Dem Devrimden sonra Mısır’da tutuklanmış, Mursi’nin devrilmesinin ardından ise serbest bırakılmıştı.

Bazı gözlemcilere göre, IŞID’ın Mısır yönetimini değil de Kiliseyi zor durumda bırakacak bir istekte bulunması manidardı. IŞID aslında başka bir istekte bulunsa hem Kıpti Kilisesi’ni ve hem de Mısır yönetimini zor durumda bırakabilirdi.

Muhalif bir televizyon kanalına konuşan Fecr el İslam yöneticilerinden birisi bu görüntünün Libya’da çekilmediğini iddia etti.

Zincirin halkalarını birleştirdiğimizde farklı teoriler üretebiliriz. Ancak bu süreç Libya’ya müdahale ile biterse eğer, ifade etmediğimiz ihtimaller, komplo teorisi olmaktan çıkmış olur.

DÜNYA BÜLTENİ


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa