• Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
    Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
  • Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
Asrın şehidi: Seyyid Kutub
Asrın şehidi: Seyyid Kutub
Bazı müslümanlar bu akıma kapılarak, 'gerçek sosyalizm İslam'dadır' demeye başladılar. Tıpkı şimdilerde 'Gerçek Demokrasi İslam'dadır' dendiği gibi. Oysa Seyyid Kutup cahiliye dönemi saydığı fikri savrulma yıllarını çoktan terk etmiş, İslam'ın güzelliklerini anlamış ve şiir gibi bir üslupla 'Kuran'ın Gölgesinde'...
18 Ocak 2014 13:30 Gösterim : 885

Seksenli yılların başı idi. Fatih’te bir kitapçıda raflardaki kitaplara bakıyordum. İçeri bir delikanlı girdi, beni orada çalışan biri zannederek dedi ki,

‘Abi bir şey sormak istiyorum; ben bilmeden Seyyid Kutup denen adamın tefsirini satın aldım, meğer adam sosyalistmiş. Şimdi onu elimden çıkarmak istiyorum, verdiğim paranın bir kısmını olsun alabilmek için bu kitabı satsam, aldığım para helal olur mu?’

Ben de, ucuza bir kitap yakaladık diye düşünerek, getir ben satın alayım, dedim. Çocuk şaşırdı, ‘Abi alay etmiyorsun değil mi?’ dedi. Ben daha cevap vermeden sorulan makamın sahibi olarak dükkândaki görevli araya girdi, ‘kardeşim, bize soruyorsan Seyyid Kutup’un adını bile ağzına alma!’ deyince ben de meselenin üzerine gitmedim.

Malum, Seyyit Kutup sosyalist geçmişi olan bir âlim ve eylem adamı idi.

Ellili altmışlı yıllarda vahşi kapitalizme, sömürüye ve zulme karşı Sosyalizm yükselen bir değerdi. Ama bu kelime bize ürkütücü geldiğinden Türkiye’de en azından inançlı insanlar tarafından çok rağbet görmedi. Oysa Sosyalizm Arapçaya İştirakiyye/bölüşümcülük diye çevrilince çekici bir kavram olarak algılandı. Meşhur Sahabî Ebu Zer ilk sosyalist sayıldı. Bazı müslümanlar bu akıma kapılarak, ‘gerçek sosyalizm İslam’dadır’ demeye başladılar. Tıpkı şimdilerde ‘Gerçek Demokrasi İslam’dadır’ dendiği gibi. Suriyeli büyük âlim Mustafa Sibaî ‘el-İştirakiyye’l-İslamiyye’ adlı kitabını yazdı. Türkçeye de müstear bir adla ‘İslam Sosyalizmi’ diye çevrildi.

Oysa Seyyid Kutup cahiliye dönemi saydığı fikri savrulma yıllarını çoktan terk etmiş, İslam’ın güzelliklerini anlamış ve şiir gibi bir üslupla ‘Kuran’ın Gölgesinde’ adlı sosyal içerikli muhteşem tefsirini yazmıştı. Aslının o kadar edebi ve akıcı bir dili vardır ki, okumaya başlayanı alır götürür. Keşke Türkçesi de biraz buna yıkın olsaydı.

Seyyid Kutup Arapçada on bin kelimeyi aşabilen üç dört yazardan biridir. Bizim Türkçeyi en iyi kullanabilen yazarımızın yedi bin beş yüz kelimesi bulunduğunu hatırlayalım.

Gerek tefsiri, gerekse Yoldaki İşaretler, İslam’da Sosyal Adalet gibi kitaplarıyla sadece Arap dünyasını değil, bütün İslam Dünyasını etkiledi. Mısır’da İhvan Hareketinin güçlenmesini sağladı. Ama aynen şimdilerde olduğu gibi, durumdan endişelenen Arap Sosyalist milliyetçisi Cemal Abdunnasır, kendisini destekleyen dış güçlerin de yardımıyla İhvana komplo kurdu. Binlerce insan Guantanamo’yu aratmayan hapishanelerde akla hayale gelmedik işkencelere maruz kaldılar. Seyyid Kutup’un üzerine de defalarca eğitilmiş köpekler salıp yaralanmasına sebep oldular. Ellerini ayakların bağlayarak aç ve susuz bıraktılar. Kutup’un gözleri önünde Kız kardeşi Nefise hanımın mühendis oğlunu işkence ile öldürdüler. Diğer kız kardeşi Emine Hanıma da olmadık eziyetler yaptılar. Seyyit Kutup mide ve barsak kanaması dâhil pek çok hastalığa yakalandı. Bütün bu işkenceleri Abdunnasır’dan özür dilemesi için yapıyorlardı.

Kız kardeşi Hamide Kutup onun yaşamasını çok istiyordu. Onun aracılığı ile kendisiyle pazarlık yapmaya başladılar. ‘Şimdiye kadar sarf ettiğim söz ve davranışlarımda yanılmışım, Cumhurbaşkanı Abdünnasır’dan özür diliyorum’ diyecek ve serbest bırakılacaktı. İstedikleri bundan ibaretti.

Kız kardeşi Hamide Kutup teklifi kendisine iletti. Üstadın cevabı çok açık ve netti:

‘Eğer adil bir yargılama ile idama mahkûm edilmiş isem affedil
mem zaten haksızlık olur. Ama batıl kanunlarla zalim bir karara kurban gidiyorsam, zulme uğruyorum ve bu kararı verenler zalimdirler demektir. Benim inancım, zalimlerden af ve merhamet dilememe müsaade etmez’.

Ve Seyyid Kutup, dava arkadaşları Abdülfettah İsmail ve Muhammed Yusuf 29 Ağustos 1966’da, ben on dört yaşımda iken idam edildiler.

Ondan önce İskilipli Atıf Hoca, bu gün de Abdülkadir Molla ve daha başkaları aslında şehadetleriyle daha büyük etkiler uyandırmaktadırlar.

Faruk Beşer / Yeni Şafak


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa