• Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
    Devşirilmiş Bir Mitoloji : Nüzul-u İsa
  • Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
Alan Hakimiyeti versus Bölgesel ve Küresel Hakimiyet
IŞİD’in, belli ki büyük bir motivasyon ve adanmışlıkla sürdürdüğü alan hâkimiyeti mücadelesinin, dünya istikbarı açısından küresel küfür düzeninin İslam coğrafyasındaki tahakkümü için kullanışlı bir enstrüman işlevi gördüğüne dair somut birçok...
9 Ekim 2014 13:41 Gösterim : 678

12 Eylül darbesi toplumun büyük çoğunluğu tarafından olumlu şekilde, hatta sevinçle karşılanmıştı. Zira darbe öncesi her gün sağ-sol çatışmalarında ölümler yaşanırken ve hiçbir şekilde can güvenliği yokken, 12 Eylül 1980 günü çalan asker düdüğüyle birlikte olaylar bıçak gibi kesilmişti. Dolayısıyla asker, kitlelerce kurtarıcı olarak görülmüştü.

Oysa daha sonraları öğrenecektik ki, 12 Eylül gününün öncesinde olup-bitenler, çatışmalar, ölümler aslında bu darbe için bilinçli planlanmış hâdiselerdi. Asker, darbeye uygun ortam oluşturmak için “Bayrak Harekât Planı” adlı bir plan hazırlamış ve farklı ideolojik grupları bu oyunda figüran için kullanmayı başarmıştı.

O dönemde şehirleri ikiye bölen, kurtarılmış bölgeler ilan ederek devrim rüyaları gören gruplar veya onlarla çatışanlar, aslında bir asker planının gereğini yaptıklarını bilmiyorlardı.

Şimdi Irak ve Suriye’de IŞİD merkezli yaşananlar da bundan farklı değil. IŞİD, Suriye’de Rakka ve Irak’ta Musul’la başlayan alan hâkimiyetleriyle kendi dar, hikmetten yoksun ve merhametsiz anlayışınca da olsa hilâfet rüyaları görür iken, aslında yapıp ettiklerinin bölgeye dair hazırlanan yeni emperyalist planlar için gerekli ve kullanışlı işler olduğunun farkında değil belli ki.

Onların nice Müslüman gencin canına mal olan alan hâkimiyetlerinin, kâfir emperyalistlerin küresel ve bölgesel hâkimiyetlerine hizmet eden çelik-çomak oyunu olduğunu fark edebilecek bir basirete sahip olabilseydiler keşke.

Emperyalistler bölgede kurtarıcı rolüyle kalıcı olmak için bu tür çelik-çomak oyunlarına muhtaç ve maalesef her dönemde çelik-çomak oynatacak birilerini buluyorlar.

IŞİD’in, belli ki büyük bir motivasyon ve adanmışlıkla sürdürdüğü alan hâkimiyeti mücadelesinin, dünya istikbarı açısından küresel küfür düzeninin İslam coğrafyasındaki tahakkümü için kullanışlı bir enstrüman işlevi gördüğüne dair somut birçok karine de mevcut.

IŞİD’in, Suriye’de emperyalist planları alt üst eden İslami direniş gruplarının gücünün kırılmasındaki etkinliği bilinen bir husus. ABD ve müttefiklerinin, Suriye topraklarına yönelik IŞİD bahanesiyle başlattıkları operasyonların ilk kurbanlarının, Ahrar gibi Suriye’nin yerli İslami direniş güçleri olması, olan-bitenin ardındaki emperyalist planları açık ediyor zaten.

İslami muhalefetin etkisizleştirildiği bir “Yeni Suriye” için bu tür bir operasyona ihtiyacı vardı ABD şeytanizminin ve bu da IŞİD’in oluşturduğu şartlarda hiç de zor olmadı maalesef. IŞİD’in varlığı ve yapıp-ettiklerinin küresel küfür sistemi için kullanışlılığı konusunda şu iki karineyi de not etmek gerekir.

Birincisi, ABD Başkanı Barack Obama’nın, Ağustos ayı başında New York Times Gazetesi Köşe Yazarı Thomas Friedman’a verdiği mülakatta sarf ettiği şu sözler:

“IŞİD Irak’ta yükselişe geçer geçmez hava saldırılarına hemen başlamadık. Çünkü böylesi bir müdahale Başbakan Nuri Maliki’nin üzerindeki baskıyı alırdı. Maliki ile diğer Şii yöneticileri şu şekilde düşünmeye cesaretlendirirdi: Aslına bakılırsa diğer kesimlerle uzlaşmak zorunda değiliz. Herhangi bir karara varmak zorunda değiliz.”[1]

İkincisi ise, IŞİD’in 2 yıldır rehin tuttuğu ve geçtiğimiz ay infaz ettiği ABD’li gazeteci James Foley’in ailesinden gelen açıklama. Aile, IŞİD’in Foley’i serbest bırakmak için kendilerinden fidye istediğini, ancak ABD makamlarının fidye verilmemesi konusunda kendilerini tehdit ettiğini açıklamıştı.

IŞİD’in rehin iki gazeteciyi kan dondurucu şekilde infaz etmesiyle ilgili görüntülerin ABD’nin bölgeye yönelik yeni işgal planı konusundaki işlevselliğini dikkate alınca, olup-bitenlerin arka planına dair bir fikir sahibi olmak mümkün olabiliyor.

Tüm bunlar, tıpkı 12 Eylül öncesi Türkiye’deki örgütlerin “kurtarılmış bölge”lerinin, önceden hazırlanmış bir darbe planı çerçevesinde askerin ülke hâkimiyetini kolaylaştırması misali, IŞİD’in Irak ve Suriye’deki alan hâkimiyeti mücadelesinin de, dünya istikbarının bölgesel ve küresel hâkimiyeti için büyük bir fırsat oluşturduğu görülmektedir.


[1] Mülakatın metni için Bkz: http://www.venharhaber.com/haberler/dunya/abd-isidi-malikinin-uzerine-bile-bile-salmis-h7750.html


Yukarı Geri Ana Sayfa