• Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
    Suriye Rejimi Zindanlarında 23 Sene
  • “Baas rejimine destek verenin durumu”
    “Baas rejimine destek verenin durumu”
  • Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
    Suriye’den bihaber Suriye korosunun hikayesi
  • “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
    “Esed, Maliki ve İranlılar ile Sultan Ahmet’te namaz kılacağız”
  • Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
    Tikrit’e saldıran Irak ordusu mu İran mı?
  • Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
    Davutoğlu New York’ta Siyonist Lobi CFR’nin ‘Onur Konuğu’ Oldu
  • Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
    Fransa’da Aşırı Sağın Önlenemeyen Yükselişi
  • Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
    Kerry: “İran, nükleer silah elde etmekten ebediyen yasaklandı”
  • İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
    İran, Şiddet ve Kaostan Uzak mı?
  • Karzai: ABD bizi kandırdı
    Karzai: ABD bizi kandırdı
7 Milyar, 700 Aileye Çalışıyor!..
7 Milyar, 700 Aileye Çalışıyor!..
Böyle bir dünyada huzurun olması mümkün mü? Adalet yoksa huzur da...
13 Şubat 2015 15:28 Gösterim : 812

Bir hayli zamandır kafamda iç ses olarak dolaşan bir düşünce, dünkü gazetelerde haberdi.
Oxfam, bir araştırma yayınladı. Haber olan bu araştırmadır. Mezkûr kuruluş, II. Dünya Harbi sürecinde 1942 yılında
Oxford Üniversitesi bünyesinde kurulmuş bir vakıf. 17 Milletlerarası teşkilatın çatı kuruluşu. 90 memlekette faaliyet göstermekte. Bu arada bir parantez açarak şunu hatırlatmadan geçemeyeceğiz. O tarihte Osmanlıya inat Türkiye’de vakıf kurmak yasaktır. Vakıfların tekrar hizmete başlaması için 1971 senesini beklemek gerekecektir.
Bir de ders parantezi açmak lazım. Devletler, sadece maliyesi, hariciyesi ve silahlı kuvvetleriyle mücadele etmezler. Bugün THY yolcu taşırken millî itibar için nasıl ki dünya hava yollarıyla rekabet hâlindeyse Kızılay da Kızılhaç’la rekabet hâlindedir. Vakıflarımızın daha da güçlenmesi gerektiğini söylemek istiyoruz.
Diğer ders de şu olmalı. 1942’de İngiltere’de bir üniversite, böyle bir hayır çalışması başlatırken Türkiye üniversiteleri ne yaptılar? Ne yaptıkları hafızalarda. Laiklik jandarmalığı, Atatürk taassubu, darbe fetvacılığı, öz kültür reddi. O günlerin uzak olmasa da mazide kaldığını ümit etmekteyiz. Bizde de artık bazı üniversiteler, takdir edilecek işlere
imza atmaya başlamışlardır.
Mevzuun tafsilatına gelince; öyle çok uzun bir haber değil. Bir kaç satır bir şey. Dünya 7 milyar farz edilmekte. 85 zengin aile, bu 7 milyarın yarısını teşkil eden 3.5 milyarlık fakir nüfusunun toplam servetine denk servetteymiş. Diğer 3.5 milyara gelince; onun cevabı da şöyle:
En zenginler, 7 milyarın yüzde 1’ini teşkil etmekteymiş. İşte bu yüzde 1’in elindeki servet, diğer 3.5 milyarın yani dünyanın diğer yarı nüfusunun elindeki servetin 65 katıymış. Bir başka tesbit şöyle; 1426
dolar zengininin sahip olduğu servetin toplamı 5.4 trilyon dolarmış. Ayrıca 2013 yılında -nasıl bir tesadüfse- 2013 yeni dolar milyarderi piyasaya girmiş. Tabiî bu malumat daha tafsilatlanabilir. Hangi ülkede kaç dolar zengini var, kaçı kaç nesildir zengin, iş kolları nedir gibi? Fakat rakamlarla yorulmaktansa hadisenin sosyolojik, ahlaki ticari,
hatta vicdanî tarafları üzerinde durmak daha doğrudur.
Bu servetler nereden kazanılmaktadır? Bazıları internet cihazları, yazılım satışı, petrol satışı, maden satışları, marka satışları gibi meşrudur. Bazıları ise Afganistan’dan Filistin’e kadar daha doğrusu bütün İslam coğrafyasına nefes aldırmayan savaşlarda silah satışıyla elde edilmekte. Daha beteri ise uyuşturucu ticaretidir, buna faiz vs eklenebilir.
AVM’lerin hep çokluğu ve yüksekliği konuşulmakta. Halbuki asıl sorgulanması gereken marka tekelidir. İstanbul’un kenar semtlerindeki AVM’de de DC’de ve Tokyo’da da aynı markalar aynı düzenle satılmaktadır. Bu tabloya
nereden bakılırsa bakılsın dünyada merhametsiz bir tekel kurulmuştur. Özetlersek; 7 milyar insan, 700 aileye çalışıyor. Modern kölelik devrindeyiz. Herkes bir parça ırgat.
Moda, markayı körüklemekte, marka, kapitalizme hizmet etmekte. İnsafsız ve vahşi kapitalizm, dünyayı kanser gibi sarmış vaziyette. Filistinli çocuğun, Iraklı kadının, Suriyeli gencin, Afrikalı sahipsizin ve diğer mazlum insanların kanı, dolara dönüşerek kapitalist kasaları şişirmekte.
Böyle bir dünyada huzurun olması mümkün mü?
Adalet yoksa huzur da yoktur!

RAHİM ER, İstanbul Üniversitesi, Hukuk

AKADEMIKPERSPEKTIF


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa